İslam Tarihi - Islamic History

Değerli ziyaretçilerimiz!

Sitemize artık www.islamtarihikaynaklari.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Asr-ı Saadet’te Okuma-yazma Faaliyetleri

E-posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 6
ZayıfMükemmel 

M. Hanefi Palabıyık'a ait okuduğum makaleden notlar:

  • Tebliğimde İslam öncesi dönem Mekke'sinde okuma yazma ve eğitim faaliyeti ile okur-yazarlık geleneğine değindikten sonra aşağıdaki konuları ele almaya çalışacağım: Hz. Peygamber devrinde okur-yazarlık; okur-yazarlar; okuma ve yazmanın Kur'an ve hadis yazma faaliyetlerindeki tezahürü ve Kur'an'ın metinleşme süreci ile hadis yazımı ve bunun okuma-yazma ile olan ilgisi; yazı malzemeleri; antlaşma metinlerinin ve mektupların yazımı gibi okuma-yazma alanlan ve ilgili bazı faaliyetler.
  • Arap yazısının ilk kullanımı ve Arap yarımadasına yayılması hakkında klasik kaynaklarımızda bir takım rivayetler vardır. Buna göre Arapça yazıyı ilk yazanlar üç kişidir. Bunlar, Meramir b. Mürre, Eslem b. Sidre ve Amir b. Cüdre (Cedre)dir. Meramir şekilleri bulmuş, Eslem harflerin bitişik ve ayrı durumlarını göstermiş, Amir ise harekelemeyi ortaya koymuştur. Bu şahıslar aynı zamanda Arap hecelerini Süryani hecelerine kıyas etmişlerdir.
  • Klasik Arapçanın doguşu miladi III. asrın sonu ile IV. asrın başlarına dayanmaktadır. Kadim şairlerin (cahiliyyunun, muhadramün ve İslami devrin ilk şairlerinin şiirleri, 'Kur'an-ı Kerim, Hz. Peygamber'in ve ilk halifelerin resmi muhaberatı, hadis, eyyamü'l- Arab'a dair mensur parçalar ve emsal, klasik Arapçayı temsil eden metinlerdir.
  • İslamiyet'ten önce Araplar arasında yazı, herhalde sanıldığından çok kullanılıyordu. Nitekim bu devrede Musevilerin ve Hıristiyanların elinde İbrani ve Süryani dillerinde kitaplar bulunuyordu. Hatta bu arada bazı Arapça metinlerin bulunduğu da düşünülebilir.
  • Belazuri, "İslam geldiğinde Kureyş kabilesinde yazı bilen on yedi kişi vardı" diyerek isimlerini zikrettigi zatlara diger başkalarını da ilave eder ve ilgili rivayetleri verir.
  • İslam öncesi devrede gerek Mekke ve gerekse Medine'de okuma-yazma bilenlerin mevcudiyetini, ayrıca mektupların, önemli edebi metinlerin, kabileler arası antlaşmaların yazılarak mevsuk hale getirilmesinden de anlamaktayız.
  • Alusi, yazı malzemesi olarak 'kırtas'ı, Arapların icat ettiklerini ve bugünkü kağıdı ancak hicri 120'li yıllarda kullarımaya başladıklarını iddia eder. Üzerine yazı yazmanın mümkün olduğu her malzeme, hurma yaprakları, düz hurma kabukları ve benzer şeyler onların nezdinde yazı malzemesi olarak kullanılmışsa da, ince deri, en çok kullandıldarı yazı malzemesidir.
  • Yine Alusi, Arapların okuma-yazma konusundaki durumlarını, dillerindeki kelimelerle örneklendirerek, yazı ve yazı aletlerine mahsus olarak konulmuş lafızlar ile onların lügatierinde bulunan bazı kelimelerin, yazının Araplarda bulunmasının delillerinden sayılabileceğini ifade eder. Eğer onlar yazıyı tanımamış olsalardı, yazıyla ilgili lafızları da koyamazlardı. Bu lafızlardan bazılan şunlardır: Devat (hokka), melik (hokka içerisine konan yün), midad (mürekkep), unbübe (kalemin açılmış hali), kitab, sahife, suhuf, kırtas, kalem, satır, harf, şekil, nokta, mihbere (mürekkeplik), muhrak, sifir ve esfar.
  • Araplar kağıda esas olarak 'kırtas' (kurtas, kartas), beyaz sayfa veya parşömene 'mührak' ve 'varak' derler. Kelime Kur'an'da 'kitap yazılı kağıt' anlamında geçer (En'am 6/7, 91).
  • Resulullah'ın Mekke döneminde Kur'an'ın yazılması dışında herhangi bir okuma-yazma faaliyetinde bulunulmadığını söyleyebiliriz. Ancak asıl yazı faaliyetleri Medine'de başlamış ve yazma işleri aynca burada bir de resmiyet kesbetmiştir.
  • Okuma yazma denince daha çok Medine dönemi akla gelmektedir.
  • Kur'an'ın herhangi bir parçası nazil olduğunda, Resulullah'ın okuma-yazma bilen sahabilerden birini çağırıp, evvelce nzzil olmuş bulunan ayetler topluluğu içinde nereye yerleştirileceğini bizzat gösterdikten sonra inen ayet veya ayetleri yazıyla tespit ettirmektedir.
  • Resul-i Ekrem'in dünya hayatı son bulduğunda, Kur'an-ı Kerim'in tamamı hem yazılmış, hem de birçok kişi tarafından ezberlenmiş durumda idi.
  • Bedir'de şehit düşen Abdullah b. Sa'd el-As'ı ve Ubade b. Samit'i yazı öğretmek üzere bizzat tayin etmiştir. Kadınlar için de Hafsa'yı görevlendirdiği nakledilmektedir.
  • Hz. Peygamber döneminde Medine' de bulunan dokuz mescit, yazı öğrenilmesi ve ilmin yazıya geçirilmesi için mektep olarak kullanılmıştır. Böylece Medine, İslami devrede yazının ilk gelişme merkezi olmuştur.
  • Hz. Peygamber devrinde henüz kagıt mevcut değildi. Onun yerine başta deri olmak üzere çeşitli malzemeler kullanılmaktaydı. Nitekim gelen vahiylerin deri parçası, kürek kemiği hurma yaprağı, tahta ve taş gibi düz satıhlı her çeşit malzerneye yazıldığını bilmekteyiz. Bilhassa mektuplaşmalarda, uzak mesafelere gönderilen tamim ve yazılarda, uzun müddet muhafazası gereken bei:at, eman, sulh antlaşması gibi vesikalarda her seferinde deri kullanıldığı anlaşılmaktadır.
  • Medine'ye uzaktan gelen murahhas hey'etler Medinelilerin himayesine verildiği zaman, bu, onların sadece iaşe ve ibateleri için degil, aynı zamanda tahsil ve terbiyeleri içindi. Resulullah, onlara bilgilerinin seviyesini ölçecek sualler sorarak yetişmelerini sağlardı.
  • Resulullah, ashaptan bazılarını hususen öğretmen olarak kullanırken, bazılarını ise yardımcı olarak kullanmıştır. Hz. Peygamber için öğreticilerin cinsiyeti ve dini o kadar da önemli değildi. Bu sebeple eğitici olarak, Müslim, gayrimüslim, kadın ve erkek ayrımı yapmadan yetenekli, ehliyetli ve kapasitesi olan her şahsı kullanmıştır.
  • Eğitim-Öğretim Mekanları: Evler, Mescidler ve Suffe, Küttablar.

  • Palabıyık, M. Hanefi, Asr-ı Saadet’te Okuma-yazma Faaliyetleri, Hz. Muhammed ve evrensel mesajı sempozyumu, 20-22 Nisan 2007 [İslami İlimler Dergisi Yayınları], 2007, s. 529-560.