İslam Tarihi - Islamic History

Değerli ziyaretçilerimiz!

Sitemize artık www.islamtarihikaynaklari.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Müzakere ve Tartışma Arasında Medine Sözleşmesi

E-posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 
  • Müslüman aydın Ali Bulaç tarafından başlatılan Medine Vesikası temelinde çoğulcu toplum modeline ilişkin müzakere, hızla tartışmaya dönüşmüş, hatta okur-yazar müslümanlarca şaşırtıcı bir tepkiyle karşılanmıştır. Müzakere artık nesnesinden koparılmış olmanın sıkıntısı altında bogulmaktadır.
  • Bulaç'ın ele aldıgı konular neredeyse itikadi alanda yaygın olan afaroz mekanizmalarının işleyişini hızlandırmış görünmektedir. Tekfir demiyorum çünkü, kaybedilen ve içeriği hızla tüketilen bu kavramla suçlanmak müslüman bireye nihayet cemaat değiştirme şeklinde yeni bir adres arattınyordu.
  • Bulaç'ın Medine Sözleşmesi temelinde çogulcu toplum modeli konusunda hangi argümanları kullandığı, neler dediği artık giderek önemini yitirmiş bulunmaktadır.
  • Bulaç'ın Müslüman çevrelerde etkisinin ve belirleyici saygın gücünün varlıgı, tartışmanın taraflarınca kullanılan 'jargon'la iyice farkediliyor. Acaba, Bulaç'ı gözden çıkarmayı esaslı bir ödev olarak algılayan dini çevreler için Medine Sözleşmesi gerçekten ne ifade etmektedir?
  • Şahsen, bu müzakereyi, yetişmelerinde Ali Bulaç'ın katkılarının büyük oldugunu bildigim 80 sonrası Müslüman çevrelerin pratik katkılarda bulunabilmesini çokça arzu ediyordum.
  • Sayın Bulaç hayati dogrulamızı tartışmayı (müzakereyi) sürdürmeye azimli görünüyor. Yanılıyor muyum bilmiyorum, özellikle Müslüman kesimin tartışmaya dönüştürdügü bu konu, bir gerilemeyi de başlatmış bulunuyor. Söylemin dili taraflan birbirinden hızla kopartıcı bir şekilde güçleniyor.
  • Genel İslami söylem, iletişime yönelik dilde çevre dışında kalmanın sıkıntısını yaşıyor gibidir. Taşrada bunun daha da katmerli olabilecegi, imanlarını büyük şehirlerin varoşlarında tehdit ettirmemiş gençler tarafından basit bir algı sapmasıyla hedefini saptıracagı kolaylıkla anlaşılabilir.
  • Bulaç, Medine· Sözleşmesi'nden yola çıkarak içinde yaşanılan ve artık dünya ölçeginden koparmanın sahiden güç oldugu ülkede, farklı bireylerin ya da toplumların bir arada yaşayabilmelerinin imkanlarını müzakere etmektedir. Bu sayede. yaşayabilmelerinin imkanlarını sadece dindarlarla dindışı çevrelerin degil, bizzat dindarların da kendi aralarında bir sözleşme yapmak zorunda oldukları ortaya çıkmıştır.
  • Tarih degişikligi, bizi degişik kategorilere itti. Kimimiz kendimizi solda, kimimiz sağda, kimimiz de kendimizi 'İslam'da bulduk.
  • Ali Bulaç'ın öne sürdügü düşüncelerin, halihazırdaki siyasi oluşumların söylemleriyle bazı paralelliklerinin olması da ciddi bir han dikap oluşturmuştur. Siyasi oluşumlara hep uzak olma saplantısıyla dolu oldugu görülen etkin müslüman çevrelerin, Medne Sözleşmesi'nin taktik nedenlerle araç olarak öne sürüldügü iddiaları da aslında izaha muhtaç görünüyor.
  • Medine Sözleşmesine taraf olanlar da (Bulaç'a ragmen), kendi liberal dünyeviliklerini her nasılsa bu sözleşme temelinde, Bulaç'ı da yedeklerine alarak aşmayı düşlemektedirler.
  • Bu düşündüklerimi somutlaştırırken, sadece taşra dünyasına erişen bilgileri degerlendiren bir yaklaşımı denedim. Kuşkusuz, Bulaç'ın felsefesi anlamaya yönelik yeni bir okumadır ve her haliyle takdire şayandır.
  • İktidar ve nimet-paylaşım hesaplarını bir kenara bırakarak ortaya konabilecek her veri, uzun vadede bize neler saglar bilmiyorum -onu sadece Allah bilir ve sağlar ama her halde hem gelenek ve din baglamında yitirdigimiz anlamsal agın yeniden biçimlenebilmesi için bize düşünme sahası açacaktır. Yoksa, Medine Sözleşmesi de şu bildik Cuma, Dar, Hudeybiye sonrası dönem gibi cemaati ayakta tutmaya ve ajitasyonu elverişli tartışmalarla aynı şekilde zihinleri eskiten hayali çerçevelere gitmeyi ve oralara yerleşmeyi kolaylaştıracaktır.

Subaşı, Necdet, Müzakere ve Tartışma Arasında Medine Sözleşmesi, Tezkire, 1993, sayı: 5, s. 99-104