Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfMükemmel 

İMÂMÎ EHL-İ BEYT TANIMININ DİNÎ-TARİHÎ TEMELLERİ

Galip TÜRCAN

İnanç konularının anlaşılıp yorumlanması ve inanılan unsurların yaşanan hayatla ilgisinin kurulması, din içinde yaşanan farklılaşmayı ve devamında da fırkalaşmayı getirmektedir. Her bir fırka, kendini tanımlamak için yine kendi itikâdî tutumunu doğrulayacak bir terminolojik altyapı oluşturmak zorundadır. Temel metinlerde geçen ya da dinin erken dönem uygulamalarında görülen kimi kelime ve kavramlar, ilgili fırkanın bakışı ile bu terminolojik altyapı içinde yerini alacaktır. Her itikâdî fırkalaşmada az ya da çok siyasî kaygılar rol oynamaktadır. Bu nedenle bir kavramı, itikâdî fırkaların terminolojileri bakımından ele alırken, kavramın içeriği ile fırkaların siyasî iddialarının hangi ölçüde ilgili olduğunu göz ardı etmemek gerekmektedir.

Hz.Peygamber'den sonra imametin, Hz.Ali ve soyunun hakkı olduğunu ileri sürenler, Şîa,[1] Hz.Ali'nin imametini açık bir nassa dayalı olarak iddia edenler imâmiyye,[2] İmâmiyye içinde değerlendirilmekle birlikte, başka siyasî-itikâdî görüşler yanında, Hz.Ali'nin soyundan gelen imamların sayısının on iki olduğunu iddia edenler ise isnâ aşeriyye diye adlandırılırlar.[3] Bu yazıda, özellikle İsnâ Aşeriyye'nin Ehl-i beyt kavramına yüklediği anlam ve bu anlamı zorlayan imamî iddialar ele alınarak, ilgili kavrama yüklenen anlamın, dinî/metinsel dayanakları belirlenecek, nasların anlaşılması ile doğrudan ilgili bulunan tarihî tespitlere işaret edilecek, özellikle şiîler ve sünnîler bakımından esasta kabul edilen ortak haberlerin, şiî kültür tarafından nasıl yorumlandığı irdelenecektir. Böylece konu, objektif olarak nakledilen haberlerle tartışılacak, bu haberlerde bulunan hangi unsurların, hangi şiî yorumları geliştirip desteklediği de ayrıca değerlendirilecektir. Yazıda Şîa/şiî ya da imâmiyye/imamî tabirleriyle genellikle İsnâ Aşeriyye ve isnâ aşerî yaklaşımlar kastedilecektir. İsnâ Aşeriyye'nin siyâsî-itikâdî iddialarını temellendirmek ya da reddetmek, bu yazının amaçları arasında yer almamaktadır.
Ehl-i beyt'in Kimliği

Ehl-i beyt (ehlu'l-beyt), 'ev halkı' anlamına gelmektedir ve evlilik temelli bir aidiyeti göstermektedir. Nitekim teehhul, evlilik (tezevvuc) demektir. Ehlu'l-beyt, o evde oturanlardan ibarettir.[4] Ehlur'r-racul ise kişinin eşini ve ona en yakın/özel kişiyi ifade eden bir tabirdir. Araplar, bu tabiri, kişinin kendisini, eşlerini, çocuklarını ve yakınlarını (aşîret) içine alan bir genişlikte kullanmaktadır.[5] Ehl-i beyt (ehlu'l-beyt), özellikle cahiliye kültüründe kavmin önde gelen ailesi için tercih edilen bir ifadedir.[6] Müslüman kültürde ise mutlak olarak kullanıldığında Hz.Peygamber'in ailesi (usre) anlamına gelmektedir.[7] Hz.Peygamber'in eşleri, kızları ve sıhriyeti nedeniyle Hz.Ali, Ehl-i beyt'ten sayıldığı gibi, kimilerine göre de Ehl-i beyt, Hz.Peygamber'in eşleri ve onun ailesinin erkek fertlerinden ibarettir.[8]

Ehlu'l-beyt tamlaması, Kur'ân'da Hz.İbrahim,[9] Hz.Musa[10] ve Hz.Peygamber ile ilgili olarak üç defa geçmektedir. Hz.Peygamber'le ilgili ayet, Ahzab Suresi 33. ayettir. Söz konusu ayetteki Ehl-i beyt tabiri, ilk bakışta Hz.Peygamber'in eşleri ile alâkalı görünmektedir: '(Ey Peygamber eşleri!..), evlerinizde oturun ve cahiliyedeki gibi çıkıp, süslerinizi göstererek gezmeyin! Namazı kılın, zekatı verin, Allah ve Rasûlü'ne itaat edin! Ehl-i beyt! Allah sizden sadece kiri gidermek ve sizi temizlemek istemektedir.' Bu ayetin siyak ve sibakında da Hz.Peygamber'in eşlerinden söz edilmektedir. Ancak ayette yer alan ve 'Ehl-i beyt'in temizleneceğini' haber veren ibaredeki zamirin müzekker (ankum) gelmesi ve hitabın gaipten muhataba dönmesi, bunun yanında, ayette geçen Ehl-i beyt'in kimliği konusunda Hz.Peygamber'e atfedilen haberlerin, Hz.Peygamber'in eşleri dışındaki şahısları işaret etmesi,[11] müslüman kültürde Ehl-i beyt kavramının anlaşılmasına dair farklı tercihlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Yine hadislerde Ehl-i beyt'in zekat almasının haram olduğunun bildirilmesi[12] de Ehl-i beyt'in kimliğini belirleme konusunun aynı zamanda fıkhî bir zorunluluk olduğunu göstermektedir. Zekat alması yasaklanan Ehl-i beyt'in kimliği de tartışmalıdır. Fakihlerden bazıları, yalnızca Haşimoğullarının, bazıları da Muttaliboğullarının zekat almasını yasak kapsamında değerlendirmişler, ancak, pratikteki anlaşmazlık konuları sonraki dönemlerde daha da detaylanmıştır. Sadakanın bahsi geçen yasak çerçevesinde değerlendirilmesi ise ayrı bir tartışma nedenidir.[13]

Ehl-i beyt'in kimliği, özellikle Ehl-i sünnet ve İsnâ Aşeriyye arasında önemli bir ihtilaf konusudur. Bu, beraberinde siyasî-itikâdî ayrışmaları da getirmiştir. Esasen ihtilaf, büyük ölçüde şiî kültürün, Ehl-i beyt kavramını kendi terminolojisi çerçevesinde tanımlama çabasından kaynaklanmıştır. Çünkü bu kavram ve bu kavrama yüklenen içerik, şiî düşüncenin siyasî-itikâdî iddiaları bakımından önemlidir. Onlara göre, Allah, bütün yaratıkları, Hz.Peygamber ve Ehl-i beyt için yaratmıştır. Ehl-i beyt olmasaydı, Allah, gökleri, yeri, cenneti, cehennemi, Adem'i, Havvâ'yı, melekleri yaratmazdı.[14] Ahzab Suresi 33. ayetteki Ehl-i beyt tabiri, açık bir yaklaşımla Hz.Peygamber, Hz.Ali, Hz.Fatıma, Hz.Hasan, Hz.Hüseyin ve onun soyundan gelen imamları göstermektedir.[15] Hz.Peygamber'in eşleri, Ehl-i beyt'ten değildir.[16]

Ehl-i sünnet içerisinde yer alan bazı değerlendirmelere göre Ahzab Suresi 33. ayette geçen Ehl-i beyt tabiri, muhtemelen Hz.Ali, Hz.Fatıma, Hz.Hasan, Hz.Hüseyin'i de Ehl-i beyt'ten addeden haberler[17] göz önünde bulundurularak, Hz.Peygamber'in eşleri, çocukları, torunları ve Hz.Peygamber'e özel yakınlığı nedeniyle, Hz.Ali şeklinde anlaşılmıştır.[18] Hatta bu yaklaşım genişletilerek Hz.Peygamber'in bütün yakınları (Benî Haşim) Ehl-i beyt kapsamına dahil edilmiştir.[19] Söz konusu yaklaşım, Şîa'nın Ehl-i beyt'i özellikle Hz.Peygamber, Hz.Ali, Hz.Fatıma, Hz.Hasan, Hz.Hüseyin ve onun çocuklarından ibaret sayan iddiasına tepki olarak gelişmiştir. Ehl-i beyt'i, mümkün mertebe genişletmek isteyen yaklaşım, aynı zamanda zekat almaları haram olan Ehl-i beyt'i de bahsi geçen ayetteki Ehl-i beyt tabirine dahil etmek istemektedir. Ancak bir başka sünnî yaklaşıma göre ayette yer alan Ehl-i beyt tabiri yalnızca Hz.Peygamber'in eşlerine işaret etmektedir.[20] Esasen bu yaklaşım, ayetin yer aldığı konteks bakımından da doğrudur. Fakat ayetteki müzekker zamir ve ayetin tefsiri konusunda gelen hadis/haberler, ilk zikredilen sünnî bakışın daha yaygın olarak benimsenmesine neden olmuştur.[21] Bu görüşün yaygın şekilde telaffuz edilmesinde Şîa'nın iddialarını geçersiz kılma çabalarının da önemli bir etkisi vardır.

-----------------------------------------------------------------

[1] el-Curcânî, es-Seyyid Şerif Ali b. Muhammed, et-Ta'rîfât, Matbaatu Mustafa el-Bâbî el-Halebî, (Mısır) 1938/1357, 114.

[2] el-Curcânî, 31.

[3] el-Bağdâdî, Abdulkâhir b. Tahir b. Muhammed, el-Fark beyne'l-Fırâk, Tahkik: M. Muhyiddin Abdulhamid, el-Mektebetu'l-Asriyye, Beyrut 1990/141164; eş-Şehristânî, Ebû'l-Feth Muhammed b. Abdilkerim, el-Milel ve'n-Nihal, I-iII, Dâru'l-Kitabi'l-İlmiyye, Beyrut 1992/1413 I, 171 vd.; Hauort, CL., 'İsnâ Aşeriyye', İslam Ansiklopedisi, Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Eskişehir 1997, V/II, 1124-1125.

[4] İbn Fâris, Ebu'l-Huseyn Ahmed b. Fâris b. Zekeriyya er-Râzî, Mu'cemu Mekâyîsi'l-Luğa, I-VI, Tahkik: Abdusselam M. Harun, Dâru'l-Cîl, Beyrut (baskı tarihi yok), I, 150; ez-Zebîdî, Muhibbuddin Ebû Feyz es-Seyyid Muhammed Murtaza, Tâcu'l-Arûs min Cevâhiri'l-Kâmûs, I-XX, Daru'l-Fikr, Beyrut 1993/1414, XIV, 36.

[5] İbn Manzûr, Cemaluddin b. Mukerrem, Lisânu'l-Arab, I-XV, Dâru Sâdır, Beyrut (baskı tarihi yok), XI, 28.

[6] Bkz. Açıkel, Yusuf, Hadislerle İslam Düşüncesinde Ehl-i beyt, (Basılmamış Doktora Tezi), Isparta 1999, 30; Öz, Mustafa, 'Ehl-i beyt', Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, İsam, İstanbul 1997, X, 498.

[7] er-Râğıb el-İsfehânî, Mufredâtu Elfâzi'l-Kur'ân, Tahkik: Safvan Adnan Dâvûdî, Dâru'l-Kalem, Beyrut 1997/1418, 96.

[8] İbn Manzûr, 28. Ehl-i beyt'le ilgili diğer kavramlar ve anlaşılma şekilleri için için bkz. Açıkel, 32 vd.; Varol, Bahaüddin, Ehl-i beyt Gerçeği, Şamil Yayınevi, İstanbul (baskı tarihi yok), 25 vd.

[9] Hud (11), 73.

[10] Kasas (28), 12.

[11] et-Tirmizî, Ebû İsa Muhammed b. İsa b. Serve, es-Sunen, Mevsûatu's-Sunne Kutubu's-Sunne ve Şurûhuhâ içinde, Çağrı Yayınları, İstanbul 1413/1992, Menâkıb, 60; Ahmed b. Hanbel, Musnedu Ahmed b.Hanbel, I-iV, Mevsûatu's-Sunne el-Kutubu's-Sunne ve Şurûhuhâ içinde, Çağrı Yayınları, İstanbul 1992/1412, VI, 304.

[12] el-Buhârî, Ebû Abdillah Muhammed b. İsmail, Sahîhu'l-Buhârî, Mevsûatu's-Sunne el-Kutubu's-Sunne ve Şurûhuhâ içinde, Çağrı Yayınları, İstanbul 1992/1412, Zekat, 60; et-Tirmizî, Zekat, 25; ed-Dârimî, Ebû Muhammed Abdullah Abdurrahman b. el-Fadl, es-Sunen, Mevsûatu's-Sunne el-Kutubu's-Sunne ve Şurûhuhâ içinde, Çağrı Yayınları, İstanbul 1992/1412, Zekat, 16; Ahmed b. Hanbel, II, 409; V, 354.

[13] İlgili tartışma için bkz. İbn Hacer el-Askalânî, Ahmed b. Ali, Fethu'l-Bârî bi Şerhi Sahîhi'l-İmâm Ebî Abdillah Muhammed b. İsmail el-Buhârî, I+I-XIII, Tahkik: Abdulaziz b. Abdillah b. Bâz, Riâsetu İdârât el-Buhûsi'l-İlmiyye ve'l-İftâ ve'd-Da've ve'l-İrşâd, (Suûdî Arabistan) (baskı tarihi yok), III, 354-355; Varol, 102 vd.

[14] İbn Bâbeveyh, Ebû Cafer Muhammed b. Ali, Risâletu'l-İ'tikadâti'l-İmamiyye, Çeviri: Ethem Ruhi Fığlalı, A. Ü. Basımevi, Ankara 1978, .109.

[15] et-Tabâtabâî, Muhammed Huseyn, el-Mîzân fî Tefsîri'l-Kur'ân, I-XXII, Muessesetu'l-A'lemî li'l-Matbûât, Beyrut 1997/1407, XVI; 318.

[16] et-Tabâtabâî, XVI, 318; Öz, X, 499.

[17] Tirmizî, Menâkıb, 60; Ahmed b. Hanbel, VI, 304.

[18] er-Râzî, Fahreddin Muhammed b. Ömer, Mefâtîhu'l-Ğayb, I-XXXII, Beyrut 1981/1401,XXV, 210; Elmalılı, M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'ân Dili, I-iX+I, Eser Neşriyat ve Dağıtım, İstanbul 1979, VI, 20.

[19] eş-Şenkîtî, Muhammed Emîn b. Muhammed el-Muhtâr, Advâu'l-Beyân fî İzâhi'l-Kur'ân bi'l-Kur'ân, Dâru'l-Fikr, Beyrut 1995/1415, VI, 238.

[20] İlgili yaklaşımlar için bkz. el-Kurtubî, Ebû Abdillah Muhammed b. Ahmed b. Ebi Bekr el-Ensârî, el-Câmi' li Ahkâmi'l-Kur'ân, I-XX, (baskı yeri ve baskı tarihi yok), XIV, 182.

[21] el-Kurtubî, XIV, 183; er-Râzî, XXV, 210; eş-Şenkîtî, VI, 238.
Yorumlar (0)add
Yorum ekleyebilmeniz için giriş yapmanız gerekiyor. Henüz bir hesabınız yoksa lütfen kayıt olun.

busy